İdeanest Blog
türkiyede bağış kültürü

Türkiye’de Bağış Kültürünün Dünü, Bugünü ve Geleceği

‘Bağış’ aslında günlük yaşantımız içerisinde çok kullanmasak da bir şekilde temasta olduğumuz bir ‘verme’ biçimi.

Türk Dil Kurumu onu şöyle tanımlıyor: Bağışlanan şey, yardım, hibe ya da teberru…

Bizlerin bu kelimeden anladığı ise kendin de ihtiyaç duysan bile, bir şeyi karşılık beklemeden bir başkasına vermek ve bunun ona fayda sağlamasını dilemek. Osmanlı’dan beri toplumumuzda yer eden bu kavramı hayırseverliğin günümüzde aldığı şekil olarak da nitelendirebiliriz.

türkiyede bağış kültürü

Toplumumuzda kadim bir kültür olan hayırseverlik, birbirine yardım etme güdüsüyle ortaya çıkan bir değerdi. Burada yardım etme eğilimi yaratan unsurlar, genellikle temel ihtiyaçlara olan muhtaçlıktan kaynaklanırdı. Yardıma ihtiyacı olan kişilerin daha iyi şartlar altında yaşamlarını sürdürmeleri için desteğini gösteren kişiler, bir bakıma topluma fayda sağlardı. Süreç içerisinde yardımların suistimal edilmesinden doğan güven problemi ve ekonomik dengelerin değişmesi bu kültürün de kan kaybetmesine neden oldu. Bugün yapılan araştırmalar Türkiye’nin hayırseverlik konusunda son sıralarda yer aldığını gösteriyor.

Bağışçı, yapmış olduğu desteğin değişim yaratmasını bekler…

Zaman içerisinde hayırseverliğin yerini alan ise çift taraflı eğilimle doğan ‘bağışçılık kültürü’ oldu. Bağışçılık çift taraflı bir eğilimdir çünkü bağış yapan kişi, bağışının işe yaramasını istediği kadar, bunu görmeyi de ister. Küçük ya da büyük fark etmeksizin yapmış olduğu yardımın bir değişim yaratmasını bekler. Bugün bağış yapma eğiliminin düşük olmasında en büyük etkenlerden biri de bağışçıların bu değişimi göremiyor olmasıdır.

Türkiye’de bağışçılık Batı ülkelerine göre oldukça düşük bir değere sahip. Bunu rakamsal olarak TUSEV’in yapmış olduğu Türkiye’de Bireysel Bağışçılık ve Hayırseverlik Araştırması’nda da görmüş, başka bir içerikte detaylıca değinmiştik. İlki 2004 yılında yapılan ve 2015’te ikincisi tekrarlanan araştırma, bağışçılık karnemizin zayıf olduğunu açıkça gösteriyor. Araştırmayı detaylıca incelemek isteyenler buradan ulaşabilir.

Bu araştırma sonuçlarına göre ‘bağışlamama’ problemimizin altında yatan en büyük sorun güvensizlik. Yapılan bağışın gerçekten bilinen amaç için kullanılmayacağına duyulan tedirginlik, kişileri doğrudan bağışlamaya yönlendiriyor. Yani bu durumda bağış yapılan genellikle Darüşşafaka, TEMA ya da LÖSEV gibi kurumlar değil, dilenciler oluyor. Birçok kişi bağış yapmak yerine sadaka vermeyi tercih ediyor. Yukarıda bahsi geçen araştırma kırsal kesimlerde bağış oranının daha yüksek olduğunu da bizlere gösteriyor. Büyükşehirlere göre küçük şehirlerde ve kırsal alanlarda daha fazla bağış eğiliminin olması, burada hala korunan ‘dayanışma’ hissinden de kaynaklanıyor.

Peki ya gelecekte bağışçılık?

Günümüz şartlarında bağışçılığın bulunduğu nokta araştırmalar sayesinde belirleniyor. Şu an 10 yıl öncesine göre bile kötü bir karneye sahipken gelecekte nasıl bir durum bizleri bekliyor olabilir? Bu, cevabı net olmamakla birlikte üzerine düşünülmesi gereken bir soru. Başta güvensizlik bağış yapılmasının önüne geçiyorken, gelecekte bağışçılık kültürünün devam edebilmesi için önce bu sorunun ortadan kalkması gerekiyor. Güvensizliğin giderilmesi için ise sivil toplum kuruluşlarına çok fazla iş düşüyor. Şeffaf bir işleyişin olması bağış yapma eğilimi bulunan kişileri olumlu etkileyebilir.

Bağışçılık kültürü toplumumuzda oldukça eskiye dayanan bir geçmişe sahip olsa da yıllar içerisinde bunu çok fazla koruyamadığımız açık. Gelecekte koruyabilmemiz için ise bugün bir şeyleri değiştirmemiz gerekiyor. Bir değişim yaratabilmek için ise herkes önce kendisine şu soruları sormalı:

  1. Son 1 ay içerisinde herhangi bir kuruma ya da kişiye bağış yaptım mı?
  2. Son 1 ay içerisinde herhangi bir sivil oluşum için gönüllü bir çalışmaya katıldım mı?
  3. Son 1 ay içerisinde tanımadığım birine karşılık beklemeden yardımcı oldum mu?

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar olumsuzsa bir değişim yaratmak için kendinizden başlayabilirsiniz. Siz harekete geçtiğinizde bunun bir dalga gibi yayıldığını göreceksiniz. İlk adımı atmak için ideanest’te fonlanan projeleri keşfedin!

Gelecekte bağışçılık kültürünün devam edebilmesi için STK’ların ve devlet yetkililerinin de atması gereken adımlar var. Her şeyden önce sivil toplum kuruluşlarının adil ve şeffaf bir çalışma yürüttüklerine dair güven oluşturması ve devlet kurumlarının bağış yapmayı kolaylaştıracak ve buna teşvik edecek çalışmalar yapması gerekiyor. Tüm bunlarla birlikte bağışçılık kültürüne dair bilinçlendirme eğitimlerinin verilmesi, ‘sosyal fayda’ konusunda empati yapılabilmesine de olanak sağlayacağı için gelecek adına umutlandırıcı olabilir.

Geleceği değiştirecek şey ‘bugündür’, biz yenilikçi fikirleri ‘bağışla’ desteklediğimiz müddetçe…

Yorum Ekle

css.php