İdeanest Blog

Özgürlük Heykeli ve Kaide Fonundan Daha Fazlası…

1885 yazında, The World okuyucuları gazetenin ön sayfasında olağandışı bir haberle karşılaştı: Gazetenin yayıncısı Joseph Pulitzer, bir heykel inşasının finanse edilmesine yardımcı olmak için bir “kaide fonu”na küçük bir miktar bağışta bulunulmasını istiyordu. Gazetede “Bize milyonerlerin para vermesini beklemeyelim” diye yazdı. Bu mesaj bile alışılmışın dışındaydı, ama yarattığı hareket başarılı oldu.

Kampanya; küçük çocuklar, iş adamları, sokak temizleyicileri ve politikacılar da dahil olmak üzere 160.000’den fazla bağışçıdan 101.091 dolar topladı. Yapılan bağışların dörtte üçünden fazlası bir dolardan daha azdı. Çok sayıda kişinin yaptığı küçük katkılar sayesinde, parçaları New York Limanı’nda bekleyen Özgürlük Heykeli inşa edildi. Böylelikle heykel, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk büyük kitle fonlama projelerinden biri olarak tarihe geçmiş oldu, ancak söz konusu yıllarda pek az kişi bunun farkındaydı.

Fransız heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi tarafından tasarlanan ve Fransa hükümeti tarafından satın alınan heykel, ABD’ye sandıklar içerisinde gönderilen diplomatik bir armağandı. Bununla birlikte, ABD, heykel için granit bir kaide hazırlamaya 250.000 dolar (bugünkü rakamlarla 6,5 ​​milyon dolar) ayırmak zorundaydı. Bu kaidenin oluşturulması için çeşitli finansman destekleri olmuştu, ancak yeterli değildi. Eğer Joseph Pulitzer kitleleri bu heykel için harekete geçirmemiş olsaydı, belki de bugün ABD’nin bir sembolü olarak hafızalara kazınan Özgürlük Heykeli’nin dramatik bir hikâyesi olacaktı.

Bugünün kitle fonlama girişimcileri kendilerini tamamen yeni bir pratiğin öncüsü olarak görmeyi seviyorlar. Ama aslında bu uzun zamandır yaşantımız içerisinde ve şu an var olan çalışmalar bunu yeniden canlandırıyor diyebiliriz. Bugün en temel düzeyde, çok sayıdaki (genellikle küçük) yatırımcıların yardımıyla bir projeyi finanse etmek devrim niteliğinde bir şey değil. Geliştiriciler, yüzyıllardır arkadaşları ve tanıdıkları aracılığıyla projelerini finanse ediyorlar. Bunun basılı medya ile yayılması 20. yüzyılın başlarında oldu. Mali piyasaların büyümesi ile de bu pratik yakın arkadaş çevresinin ötesine geçti.

21.yüzyıla geldiğimizde Kickstarter ve Indiegogo gibi kitle fonlama platformlarının öncülüğünde büyüyen bu pratik, gazete gibi geleneksel kanallar değil, dijital kanallar aracılığıyla etki alanını genişletiyor. Üstelik bu platformlarda bir projenin fonlanması için illa sosyal bir fayda sağlaması da gözetilmiyor. Proje sahipleri de fon sağlayıcıları ile düzenli olarak iletişim kurmaya ve kişisel hedeflerini aktararak bir momentum yaratmaya çalışıyor.

Birçok modern kitle fonlama kampanyası gibi, The World en büyük bağışçıya ödüller teklif etmişti. Modern Kickstarter kampanyalarında genellikle baskılı T-shirt’ler, bir sanatçının kişisel ziyareti veya bir ürünün ilk deneyimleyen olmak gibi çeşitli ödüller sunuluyor. Internetin, milyarlarca dolarlık bir endüstriye, potansiyel fon verenleri çekmek için bir aracıya dönüştürülmesi belki de bir yüzyıldan fazla zaman almış olabilir, ancak Pulitzer’in zamanında yakaladığı başarı ve yarattığı farkındalık herkes tarafından kabul edilen bir gerçek.

Kitle fonlama büyük değişimler yaratabilecek potansiyele sahip…

Özgürlük Heykeli kampanyası, modern kitle fonlama çabalarını birkaç etkileyici yöntemle anımsatmakta: Paranın yükseltildiği hız, küçük bağışların sayısı ve tüm sürecin bir kişi tarafından yönetildiği gerçeği. Günümüz girişimcileri için şanslı olduklarını söyleyebiliriz. Sahip oldukları fikir için dünyanın bir diğer ucundan bile fon sağlayıcı bulma gibi bir avantajları var. Eğer bu geçtiğimiz yüzyıl da mümkün olabilseydi, çok sayıda ‘muhteşem’ fikrin kitleler tarafından fonlanmasına tanıklık edilebilirdi. Girişimci yönüyle tanınan Virgin şirketlerinin CEO’su Richard Branson, kitle fonlamanın kendisi 15 yaşındayken karşısına çıkmış bir pratik olsaydı çok işine yarayacağını dile getiriyor. Branson bu yöntemin Özgürlük Anıtı’nın yapılışına kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğunu biliyor olmasına rağmen, şu an emekleme seviyesinde olduğunu düşünüyor. Buradan şu çıkarımı yapmamıza engel olan bir şey yok sanırım: Kitle fonlama gelecekte büyük değişimler yaratabilecek bir potansiyele sahip.

Kitle fonlama her dönemde büyük etkiler yarattı…

Pulitzer’in büyük kitle fonlama çabaları bugün gururla bahsedilen başarılardan biri ve her yıl 3 milyon insan bu heykeli ziyaret ediyor. Kitle fonlama yüzyıllar evvel de sandığımızdan daha büyük etkiler yaratabiliyordu, bugün de öyle.

Ülkemizde kitle fonlamanın bağış bazlı özgün bir örneği olarak ideanest’te de teknoloji ve inovasyon alanında değişim yaratabilecek projelerin kitlelerle buluşmasını sağlıyoruz. Geçmiş yıllarda bir araya geldiğimizde sahip olduğumuz gücün farkında değildik belki, ama bugün kitlelerin gücünü görüyoruz.

Yorum Ekle

css.php