İdeanest Blog

Kitle Fonlama ve Paylaşım Ekonomisinin İlişkisi

Teknolojinin sürekli gelişme gösterdiği ve dijital dönüşümün yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte iletişim kurma ve bilgi alışverişinde bulunma şeklimiz, on yıl öncesine göre epeyce değişti. YouTube videoları karşısında geçirdiğimiz saatler giderek artıyor. Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal ağlar günlük yaşantımızın neredeyse her bölümünü istila etmeye başladılar. Online yaşıyor ve yine online platformlarda yer almaktan büyük keyif alıyoruz. Bu nedenle, bu yazıda yeni iletişim şeklimizle birlikte gelişen paylaşım ekonomisine ve onun kitle fonlama ile olan ilişkisine değinmek istiyoruz.

Yaşantımızdaki örnekleri gittikçe yaygınlaşan paylaşım ekonomisi (sharing economy), bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için şirketlere olan ihtiyacını ortadan kaldıran bir yöntem. Bu mantıkta tüketicilerin ihtiyaç duyduğu tek şey, gereksinimlerini karşılamak için başka bireylere ulaşabilecekleri platformların oluşması. Armağan ekonomisi olarak da tanımlanan bu yeni üretim ve tüketim anlayışı, yeni medya kullanıcılarını bir araya getiriyor. Kitle fonlamayı paylaşım ekonomisi ile ilişkilendiren noktalardan biri de burası. Proje sahiplerini bir toplulukla buluşturması ve sadece finansman toplamaya değil, tanıtıma yönelik de bir uygulama olması.

Kitle fonlama artık birçoğunuzun bildiği gibi, projeye destek olmak isteyenlerle proje sahiplerini buluşturan bir uygulamadır. Aslında kültürümüzde var olan imece anlayışının kolektif üretim sürecinin internet üzerinden uygulanışı şeklinde de yorumlayabiliriz. İlk defa 2006 yılında konuşulmaya başlanan kitle fonlama, bugün dört farklı modele sahip olsa da temelde çok sayıda kişiden küçük destekler toplanarak, projelerin hayata geçirilmesi mantığına dayanıyor.

Kitle fonlamanın bağış bazlı özgün bir modeli olan ideanest de projelere finansman desteği verilmesini sağlamanın yanı sıra, ayni ihtiyaçların karşılanması için destek vermeyi de mümkün kılıyor. Bu özelliği ile paylaşım ekonomisi yaklaşımına da sahip.

Paylaşım ekonomisi, Uber ve Airbnb gibi markaların öncülüğünde insan kaynağı ve fiziksel kaynakların paylaşılması etrafında kurulmuş bir sosyo-ekonomik sistemdir. Bu işbirlikçi ekonomi, erişimin mülkiyet üzerinde teşvik edildiği ve değerin salt maddi değil, aynı zamanda sosyal ve çevresel olarak görüldüğü bir mekanizmadır. Özünde, İngiliz toplumunun yedek oda veya kullanılmayan bir araba gibi boştaki varlıklardan para kazanabilmesine veya bu malları satın almak yerine hizmetlere erişerek para biriktirebilen bir küçük girişimci nesline dönüştürme potansiyeli var.

Paylaşım Ekonomisi Bir Oyun Bozucu mu?

Akıllı telefon ve internet kullanımı artık iletişim kurma ve bilgi alışverişinde bulunma kabiliyetimizi 10 yıl öncesine göre çok farklı bir boyuta getirdi. Açık kaynak kodlu teknolojiler ve gelişen dijitalleşme yetenekleri, daha önce hiç olmadığı kadar kolay ve ekonomik bir şekilde platform oluşturmayı mümkün kılıyor. Bu da hem kitle fonlama için hem de paylaşım ekonomisi için online platform oluşturmayı kolaylaştırıyor.

Geçtiğimiz yıla ait rakamlara göre İngiltere’yi ziyaret eden 2. 2 milyon turist konaklama için Airbnb’yi kullandı. 50.000’den fazla kişi Airbnb’de evlerini paylaştı ve ortalama bir ev sahibi yılda 2 gece oda kiralayarak ya da ev kiralayarak 2.000 £ kazandı. Peki bu yaklaşımda herkes kazanıyorsa, kaybeden kim? Paylaşım ekonomisinin bir oyun bozucu olduğu açık. Bu oyunda kaybeden tahmin edilebileceği gibi endüstrinin büyük oyuncuları. 2008 yılında kurulan Airbnb’nin 2015 yılında günlük rezervasyon sayısı 50.000’e ulaştı. Piyasa değeri ise 2.5 milyar doları geçti. Airbnb’nin engellenemez ilerleyişi karşısında sektör liderlerinin onu oyunun dışına çıkarabilmek için yapabilecekleri pek fazla şey olduğunu söylemek şu an mümkün görünmüyor.

Bir şeyden eminiz, paylaşım ekonomisi insanların geleneksel finans ve tüketici hizmetleriyle ya da birbirleriyle etkileşimde bulunma biçimlerini tamamen değiştirdi. Kitle kaynak kullanımı ve paylaşım ekonomisi şu anda iş dünyasında büyük bir değişim ve bozulma yaratıyor. Uber ve Airbnb en bariz örneklerden ikisi, kitlelerin arkasında milyar dolarlık şirketlere dönüşüyor. Başarılarının temelinde ise elbette sağladıkları fayda ve oluşturdukları kitle yer alıyor.

Kitle Fonlamanın Arkasındaki İtici Güç Ne?

Eric Beinhocker, 2007 yılında çıkardığı “The Origin of Wealth” adlı kitabında, ‘insanları hedefler doğrultusunda örgütlemek’ için sosyal teknolojilerin önemini anlatıyor. Bugün, kitle fonlama ve alternatif finans platformları, bu teknolojileri, proje sahiplerini ve istekli yatırımcıları bir araya getirmek için kullanıyor. Sosyal sermayeyi inşa etme ya da sosyal refahı ilerletme arzusuyla ortaya çıkan platformlar kitlelerden destek görüyor.

Küresel bir paylaşım ekonomisi uzmanı ve savunucusu olan Benita Matofska, “Kitle fonlama, proje sahiplerine ve girişimcilere sadece sermayeye erişim sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda platformun sunduğu imkânlara ve onun topluluğuna ait olma şansı da tanıyor”, diyor. Aslında bu da kitle fonlamayı paylaşım ekonomisi yaklaşımı ile bağdaştırıyor. Yani kitle fonlamanın arkasındaki itici gücün paylaşım ekonomisinin arkasındaki itici güçle aynı olduğunu söyleyebiliriz: Güven veren bir topluluk yaratmak…

Kitle Kaynaklı Ekonominin Geleceği

Çok heyecanlı zamanlarda yaşıyoruz. Her şey çok hızlı gerçekleşiyor çünkü kitleler teknolojiden faydalanıyor. Sosyal girişimciler, insan, toplum ve devlet için yeni fikirler üretiyor. Şu an sağlık hizmetlerinden uzay araştırmalarına kadar geniş bir yelpazede kitle fonlama kampanyalarını fonlamak için topluluklar ve ağlar oluşturulduğunu görüyoruz.

Bu şekilde ilerlerse gelecek yıllarda daha fazla iş modelinin ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz.

Kitle fonlamanın ABD’de ne kadar popüler olduğunu biliyoruz, ancak doğuda, kültürel ve sosyo-ekonomik çeşitlilik, kitlesel fonlamanın kusursuz şekilde yapılabilmesi için çeşitli zorluklar oluşturuyor. Bu nedenle kitle fonlamasının nasıl olması gerektiğine dair süreci yerelleştirmeye ihtiyaç duyuluyor. Her şeye rağmen insanlar artık ortak değerlere dayanarak bir araya gelmenin, gelecek için kolektif bir vizyonla ihtiyaçları karşılamanın, hayalleri gerçekleştirmenin önemini fark ediyor ve birbirinde destek veriyor.

Kitle kaynaklı ekonomi belki de iş dünyasının en radikal inovasyonlardan birisinin hayata geçirilmesine de neden olacağa benziyor. Bireyler birbirileri ile paylaşmak, değiş tokuş etmek veya kiralamak isteyecekleri ürün ve hizmetleri bulup, ihtiyaç sahipleri ile ürün sahiplerinin buluşacakları platformları yaratmaya devam edecekler. Sosyal medyanın da yoğun kullanımı ile “güven” unsuruna da çözüm getirerek paylaşım şartlarını iyileştirecekler. Tıpkı şu an olduğu gibi…

Yeni iletişim araçlarımız, yeni paylaşım anlayışımız ve bir amaca sahip topluluklar içerisinde yer alma isteğimiz, kitle fonlamanın da paylaşım ekonomisinin de toplumların yararına olacak şekilde yol alacağını düşündürüyor.

Sizin bu konuda görüşünüz nedir?

Yorum Ekle

css.php